Müşteri İlişkileri
[email protected]İnsan Kaynakları
[email protected]
Sea Me, Büyük Boncuklu Koyu'nun turkuaz sularıyla çevrili doğasında; misafirlerini gündelik hayatın ağırlığından uzaklaştıran, özgürlük ve ferahlık hissi sunan bir beach deneyimi yaşatıyordu. Denizle iç içe mimarisi, bohem dokunuşları ve sakin ama davetkâr atmosferiyle Sea Me, yalnızca bir tatil destinasyonu değil; kalıpların dışına çıkmak isteyenler için bir kaçış alanıydı. Bu anlatı, "yaz başladı" demenin ötesine geçerek Sea Me'de olmanın nasıl hissettirdiğini ve ruhta bıraktığı hafifliği tek bir bütün içinde izleyiciye aktarmayı hedefliyordu.

Marka üzerine yaptığımız değerlendirmelerde, Sea Me'nin klasik bir beach eğlencesinden ziyade; sakinlik, özgürlük ve kendinle baş başa kalma ihtiyacına cevap veren bir deneyim alanı olarak konumlandığını gördük. Sea Me'ye gelen misafirler, burada daha çok "yavaşlamayı", "bırakmayı" ve "kendini serbest hissetmeyi" tarif ediyordu. Bu içgörüyle stratejiyi kalabalık sahneler ve yüksek tempo yerine; bireysel bir iç yolculuk üzerine kurduk. Sea Me'nin sunduğu özgürlüğü fiziksel değil, zihinsel bir deneyim olarak ele aldık. İzleyiciyi tek bir soruyla baş başa bırakan bir anlatı benimsedik: What's beyond? Bu soru, filmin hem duygusal hem de kavramsal omurgasını oluşturdu.
"What's beyond?"
Bir kadın, rüzgârda uçuşan saçlarıyla bir şezlongta oturmaktadır. İlk bakışta sıradan bir sahne gibi görünür. Kamera yavaşça geri çekildikçe, şezlongun aslında gökyüzünde olduğu fark edilir. Kadın, yüzlerce başka şezlongla birlikte boşlukta süzülmektedir. Ekranda soru belirir: "What's beyond?" Kadın, bu sorunun yarattığı merakla birlikte kendini şezlongtan aşağı bırakır. Bu an, daha fazla özgürlük ve hafiflik arzusunun sembolüne dönüşür. Düşüş sırasında Sea Me'nin turkuaz silüeti aralıklı olarak görünür; deniz, ışık ve mekân izleyiciye davetkâr bir atmosfer sunar. Kadın kendini Sea Me'nin berrak denizinde, beach'in özgür ruhunun içinde bulur. Film, dinginlik ve ferahlık hissiyle sonlanır. Ekranda slogan belirir: Let Your Soul Free!


Film yoğun görsel efekt barındırdığı için yönetmen, görüntü yönetmeni, ışık şefi ve drone operatörü storyboarda uygun açıları beraber belirledi. Post prodüksiyon sürecinde herhangi bir sürpriz yaşanmaması adına her planın alternatifi oluşturuldu. Film tamamen fiziksel ortamdan ayrıştığı ve geleneksel filmlerin dışına çıktığı için projede yer alan modele sahnenin ekranda nasıl görüneceği moodboardlarla betimlendi. Doğru hissiyatı verecek oyunculuk performansı konusunda gerekli ön çalışmalar çekimden önceki hafta boyunca yapıldı. Havada uçan şezlong bölümü için özel forklift kiralandı ve şezlong forklift üzerine yerleştirildi. Herhangi bir risk alınmaması adına yere minderler eklendi ve model ile çok kez tekrar alındı. Su altı sahneleri için özel su altı kameraları kullanıldı. Şezlongtan atlama anıyla suya giriş anının görüntü senkronu için günlerce keying, masking ve rotoscope işlemi yapıldı. Kurgu, renklendirme, görsel efekt ve ses tasarımı işlemleri titizlikle yürütüldü. Markanın ruhuna uyacak ses rengine sahip yabancı bir seslendirmene metin okutuldu.
Ortaya çıkan sezon açılışı filmi, Sea Me'yi bir beach olarak değil; bir ruh hâli olarak konumlandırdı. Film, izleyiciye Sea Me'de olmanın nasıl hissettirdiğini sade ama güçlü bir anlatıyla aktardı. Bu çalışma sayesinde Sea Me, yeni sezona yalnızca kapılarını açan bir mekân değil; ruhunu serbest bırakmak isteyenler için bir davet noktası olarak girdi. Bu proje, doğru içgörüyle kurulan sade bir fikrin, markanın özünü ne kadar güçlü bir şekilde görünür kılabildiğinin net bir örneğiydi.
"Çekimler atlama bölümü, su altı bölümü ve drone bölümüyle toplamda 3 gün sürdü."
"Görsel efekt çalışmaları ekiplerin koordineli çalışmasıyla titizlikle yürütüldü."